Adres & İletişim

Adres

-

Telefon

-

Eposta

-

Web

-

TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı AKP’li Burhan Kuzu’ya göre, Kuzu Kelle Fırında Pişmemeli “Tek beklentimiz Meclis’te sayısal çoğunluk. Vatandaştan güç alırsak başkanlık sistemi için her şeye göğüs gereriz” diyen Kuzu’ya göre ülkedeki gerilim başkanlık sistemine engel değil. Ancak öyle görünüyor ki, başkanlık sistemi tartışmalarının kaderini de 27 Nisan “muhtırası”nın sonrasında yaşanacaklar belirleyecek.

Recep Tayyip Erdoğan devletin en tepesine çıkma isteğinden vazgeçmedi. Sadece erteledi. Zaten hedefi, siyaseten pasif bir makamda 11’inci Cumhurbaşkanlığı değildi. Erken ya da zamanında bir genel seçimin ardından Meclis’te ciddi çoğunluk elde edip ABD modeli bir başkanlık sistemi getirmeyi ve beş yıl sonra Türkiye Cumhuriyeti’nin birinci devlet başkanı olmayı planlıyor.
+
Erdoğan’ın 11’inci Cumhurbaşkanlığı’na talip olmayıp Abdullah Gül’ü aday göstermesi ve Genelkurmay Başkanlığı’ndan gelen sert açıklamalar arasında, bir süredir basında, köşe yazılarında yeniden tartışılan bir senaryo da bu. Dolayısıyla son durum bu senaryolarda neleri değiştirecke zamanla göreceğiz. Özellikle de 27 Nisan gecesi Genelkurmay Başkanlığı’nın yaptığı ve sert “muhtıra” olarak nitelendirilen açıklamanın siyaset sahnesine nasıl yansıyacağı başkanlık sistemi senaryosunun da kaderini belirleyecek.
+
Uzun bir tarih olarak görünse de, başkanlık sistemi senaryosu, AKP ile “zinde sivil ve askeri güçler” arasında önümüzdeki beş senenin yeni gerilim konusu olmaya aday. Görüştüğümüz AKP’lilerin bile “Gönlümüzden geçendir” dedikleri bu senaryo, AKP’li bir cumhurbaşkanını başkanlık sistemine gidişi kolaylaştırıcı bir adım olarak öngörüyor!

KORKUT ÖZAL NE DEMİŞTİ?
Bu senaryo ne kadar gerçekçi? Başkanlık sistemi için “zamanı var” diyen AKP’liler hangi şartların oluşmasını bekliyor? Genel seçimin ardından AKP, Meclis çoğunluğunu yeniden sağlarsa ve başkanlık sistemi için adımlar atarsa nasıl bir sürece tanıklık edeceğiz? En önemlisi, cumhurbaşkanlığı seçiminde bile tansiyon tavana vurmuşken, “parlamenter sistemde reform” üzerinde gelişebilecek yeni bir gerilim söz konusu olabilir mi?
+
Önce son bir iki yıl içindeki ilginç sürece göz atmakta fayda var. Recep Tayyip Erdoğan ve yakın çevresince dillendirilen tartışmaların kronolojik sıralaması, senaryonun gerçekliğine dair en ciddi belirti. Özal döneminde çok konuşulan başkanlık sistemini yıllar sonra kamuoyu gündemine getiren ilk AKP’li bizzat Tayyip Erdoğan, 15 Şubat 2006 tarihinde başkanlık sistemini düşündüğünü, fakat şartların henüz uygun omladığını açıklamıştı.
+
Ancak Erdoğan’ın bu ilk hamlesinin arkası üç ay sonra geldi. Bir yıl sonra yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimleri tartışılırken, başkanlık sistemini gündeme getiren asıl isim Korkut Özal’dı. Özal, Yeni Aktüel’e verdiği çarpıcı röportajda, “Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığından öte projesi”ni söylemekten çekinmedi. 11’inci Cumhurbaşkanı değil, birinci başkan!
+
Yeni Aktüel’e “Başkanlık sistemi getirilirse Tayyip Bey’in buna talip olacağından şüphem yok” diyen Korkut Özal, öngörülerini de şöyle paylamıştı: “Başkanlık sistemi bugünkü politik yapıyı tamamen ortadan kaldırıyor. Yepyeni, çalışan bir yapı getiriyor. AKP Mayıs 2007’de cumhurbaşkanını seçer, Tayyip Erdoğan’ın kendisi de olabilir, uygun bir kimseyi de koyabilir. Cumhurbaşkanı belirlendikten hemen sonra bu dediğim hızla yapılabilir ve buzdolanına konmuş değişim projelerine gelinir. Değişimlerin hepsi en kısa zamanda parlamentodan çıkarılıp o zamanki cumhurbaşkanına onaylattırılır.”
+
Özal, “Başbakanlık sistemine ilişkin değişimleri bir an önce gerçekleştirecek uygun bir kimse” diye tarif ettiği yeni cumhurbaşkanının başkanlık sistemi karşısındaki tavrının ne olması gerektiğini de özetliyordu. “Ben olsam Anayasa Mahkemesi’nin denetimine götürmeden referanduma götürürüm. Bunlar da referandumda büyük ihtimalle kabul edilir.”

ÖZAL’DAN ERDOĞAN’A: “Köşke çıkma!”
Erdoğan ve Özal’ın başkanlık sistemi konusunda ikinci bir çıkış yapmaları için bir yıl geçmesi gerekti. Erdoğan, cumhurbaşkanlığı seçiminin çok yaklaştığı bir ortamda, Nisan 2007’nin başında bir televizyon kanalında başkanlık sistemine ilişkin görüşlerini yeniden gündeme getirdi. Ama “başkanlık sistemi Türkiye’nin önünü açar” diyen Erdoğan’dan iki hafta önce, hayli net konuşan isimse, yine Korkut Özal’dı. Özal, 16 Mart 2007’de Erdoğan’a şöyle sesleniyordu: “Cumhurbaşkanı adayı olmasın. Halk AKP’ye cumhurbaşkanlığı için değil sistemi değiştirmesi için oy vermedi. Bu yetkilerle Köşk’e giderse kendisine de, partiye de, ülkeye de yazık olur. Cumhurbaşkanı’nın sembolik yetkileri olmadı. Erdoğan, buna uyan bir ismi ‘sembolik yetkilerle’ köşke çıkarsın”
+
Tayyip Erdoğan, Çankaya için aday belirleme turlarının sonuna geldiğinde, partisinin Merkez Karar Yürütme Kurulu’nun verdiği mesaj Özal’ınkinden farklı değildi. “Partinin başında kalırsan, yeniden tek başımıza iktidar oluruz. Beş yılın sonuna doğru başkanlık sistemini deneriz. Olmadı, cumhurbaşkanının görev süresini beş yıla indirir, ama 5+5 ile iki döneme uzatır, cumhurbaşkanını da halka seçtiren değişiklikleri geçiririz. Bir dönem daha başbakanlık yaptıktan sonra Çankaya’^ya çıkarsın.”
+
Çankaya’ya aday olmayan Başbakan Erdoğan’ın aklındakileri şimdiden kestirmek elbette zor. Ancak kulislerde dile getirilen senaryonun bölümlerinden biri de, Gül Köşk’e çıkarsa, AKP’nin Meclis’te anayasa değiştirecek çoğunluğu sağlamak için genel seçimi erkene alacağıydı. Nihayet geçen hafta Erdoğan’ın, erken seçinin Ağustos ayında olabileceğine dair sözleri senaryoyu tamamlar nitelikteydi. Hatta bir de sürpriz vardı açıklamasında: “Genel seçim beş yılda bir yapılıyor. Keşke Anayasa’ya uygun olsa da beş yılda bir cumhurbaşkanlığı seçimi yapsak.”

i