Komutan Neil Armstrong

İnsanoğlu bu yıl aya ulaşabilecek mi? Yeryüzünden 400 bin kilometre uzaklıktaki ay sathına ayak basabilecek mi? Ardından sağ salim kendi toprağına dönmeyi başarabilecek mi? Apollo serisinin son feza denemesini yapacak olan Apollo-11, bütün bu soruları cevaplandıracaktır. Apollo-11’den önce, mayıs ayının 18’inde fezaya gönderilecek olan Apollo-10 ön elemelere girişecek ve ay yüzeyine 112 km kadar yaklaşacaktır.

Ay yörüngesinde seyredecek olan Apollo-10’un kozmonotları, ana gemiden ay böceği denilen araca geçtikten sonra ay yörüngesinin, aya en çok yaklaştığı noktadan geçeceklerdir. Bu denemelerden sonra da Apollo-11, temmuz ayı sonlarına doğru aya iniş yapacaktır.

ADIM ADIM
Amerika ay uçuşları için hazırladığı programda gerçekleşen her denemede bir adım ilerlemeyi prensip olarak benimsemiştir. Daha evvel düzenlenen tek kişilik «Mercury» uçuşlarından sonra, bir kişinin fezanın elverişsiz şartlarına dayanabileceği ispatlanınca, iki kişilik «Gemini» uçuşları düzenlenmişti.«Gemini» denemeleri de iki kişinin yer çekimin etkisi dışında, feza boşluğunda yaşayıp, çalışabileceklerini ispatlamıştır.

1968 yılı aralık ayında yapılan Apollo-8 denemesi ise fezaya adam göndererek, boşlukta dolaştıktan sonra tekrar ana gemiye kozmonotların döndüğünü göstermiştir.

Feza denemelerinde kullanılan «Ranger», «Lunar Orbiter» ve «Surveyor» araçlarından elde edilen bilgilerle, feza bilgin ve uzmanları ellerindeki fotoğraflara ve aydan alınan toprak parçasının tahliline dayanarak, insanlık için esrarengiz olan ayın sırlarını çözmeye uğraşmışlardır.

31 TEMMUZ 1969, İnsanoğlu Ay’da
Her şey 9 gün içinde olup bitti. Bu dokuz günün 195 saat, 5 dakikası içinde, dünyadaki milyonlarca insanın kalbi, Ay’ın fatihleri Armstrong, Aldrin ve Collins’in kalbi ile birlikte attı.

Şimdi, insanlık tarihinde yeni bir çağ açan Ay’ın fethi yolculuğunu, gün gün ve saat saat izleyelim:
16/7/1969, Çarşamba:
Uzay üssü Cape Kennedy’nin en heyecanlı günü. Üste büyük bir kalabalık var ama çıt çıkmıyor. Saturn-5 uzay roketi, Ay yolcularını bekliyor. Saat 13’ü geçiyor. 85’er kilo ağırlığındaki ay elbiselerini giymiş olan Neil Armstrong, Edwin Aldrin ve Michael Collins, Saturn-5 roketinin yanına geldiler. Ağır elbiseleri içinde güç hareket ediyorlar. Kontrol odasından «Hazır ol!» emri verildi. Astronotlar özel asansörle kumanda odası olan Ay Böceği’ne (Kartal) alındılar. Son kontrol yapıldıktan sonra asansör indirildi. 14.47’de Başkan Nixon, Ay yolculuğuna çıkan astronotlara «iyi talih» diledi. Kontrol odası, bu sırada yoğun bir çalışma içinde saat 15.26’da meteoroloji son raporunu veriyor: Yol açık!

Saat 15:32
Beklenen an! Bu anda geriye doğru sayma, kesintisiz olarak tamamlanıyor. 6…, 5…., 4…., 3…., 2….., 1…., 0…. Ve beş kademeli Saturn-5 roketi korkunç bir uğultu içinde portakal rengi bir ışık saçan ve ardında beyaz dumanlar bırakarak 53 saniye içinde gözden kayboluyor. İlk anda hız, saatte 9650 kilometredir. Roketten ayrılan Örümcek (Kartal) ile kumanda modülü (Columbia) birleşiyorlar.

Ay Gemisi Apollo-11’in hızı artıor. Saat 15.43’te ilk radyo bağlantısı kuruluyor. Dünyada bir sevinç dalgası yayılıyor ve bağlantı bir ara kesilir gibi oluyor. Saat 20.32’de Armstrong haber veriyor:
— Ay’dayız!
+ Bütün dünya sizi düşünüyor.
— Biz de yalnız Ay’ı.

Saatler 22.23’te Neil Armstrong ve Edwin Aldrin, Ay’da ilk yemeklerini yiyorlar. Aldrin, bu arada büyük bir heyecanla soruyor:
— Collins’e selam söylediniz mi?

21/7/1969, Pazartesi
Sabaha karşı Armstrong ve Aldrin artık tepeden tırnağa hazırdır. Armstrong konuşuyor:
— Hazırız. Bir an önce inmek istiyoruz!
+ Birkaç dakika kaldı sabredin.
— Ay iyi görünüyor. Kül rengi bir zemin. Çevremizde tümsekler var. Dağ filan görünmüyor.
+ İnişe hazır olun!
— Tamam!

Komutan Neil Armstrong, iniş kapısından çıkıyor. Aldrin ile birlikte sarkıttıkları merdivenleri, ağır elbisesi ile çok güç iniyor. Merkezdeki en uzun bekleme bu oluyor. Çünkü iniş tam 9 dakika sürüyor ve Armstrong, nihayet 04.58’de sol ayağını Ay’a değdiriyor. Bu, Ay gezegenine basan ilk insan ayağıdır.

Saat 05.00’te Armstrong, biraz ürkek adımlarla Ay’da yürüyor. Onun titrek gölgesi, dünyadaki milyonlarca televizyon ekranından görülüyor. Armstrong’un ilk sözü şöyle olur:
— İnsan için küçük bir adım, ama insanlık için büyük merhale!

Bu tarihi anda Houston’daki uzay merkezinde bir bayram havası esiyor. Gözleri sevinçten yaşaranlar birbirini kucaklıyorlar. Artık ilk insan Ay’a ayak basmış, binlerce yıllık rüya gerçekleşmiştir. Armstrong’un tereddüdü yavaş yavaş geçiyor. Yürüyor Ay’da. Sonra da Houston’a haber veriyor:
— Harekette güçlük çekmiyorum. Yürümek dert değil.
+ Ay nasıl?
— Gerçekten çok güzel. Amerika’nın batı çöllerini andırıyor!